ManazNet English
Stratejik Yorumlar
Manaz’ın Kitapları
Panoramio Fotoğrafları

Türkiye’de son yarım asırdır hortlatılan iki büyük tehdit var: Büyük Ermenistan ve Büyük Kürdistan hayalleri. Bu hedeflerin gerçekleşmesi için sürekli gündemde tutulan konular ise Ermeniler ve Kürtlere yönelik katliam ve soykırım iddiaları.
Konunun gerçek uzmanları bilirler ki, Kürt ve Ermeni lobisinin arka planında ABD’de bulunan Yahudi lobisi ve onların da arkasında İngiltere var. İngiltere’nin Balfour Deklarasyonu ile başlayan Büyük İsrail hedefi kısmen hedefine ulaştı ama Kürdistan ve Ermenistan hayalleri hala devam ediyor. İngiltere’nin Kara Avrupa’sındaki iki büyük muhalifi Fransa ve Almanya ile olan ezeli düşmanlığı ise olayın bir başka yüzü.
Yahudilerin İkinci Dünya Savaşına kadar, bütün Avrupalıların tiksindiği, aşağıladığı ve kurtulmak için çareler aradığı bir toplum olarak görüldüğünü en iyi Yahudiler bilir. Nitekim Birinci Dünya Savaşı öncesinde yüzyıllardır uykuya terkedilmiş Kudüs ve Siyonizm idealinin yeniden canlandırılması, Siyonist faaliyetlerin İngiliz bankerler tarafından finanse edilmesi, aslen Musevi bir soydan geldiği belirtilen Hitler’in Yahudi soykırımı sonrasında İsrail devletinin kurulması, Avrupalıları bu dertten kurtardı. İngiltere sadece hedefine ulaşmakla kalmadı ve Amerikan iç savaşında olduğu gibi Ortadoğu’da da Fransa ve Almanya’yı devre dışı bırakıp kendisine minnettar olacak bir Batı devletine sahip oldu.
İkinci Dünya Savaşı’nı takiben Hindistan ve Ortadoğu’dan çekilmek zorunda kalan Birleşik Krallık, 11 Eylül’ü takiben ABD ile beraber eski sömürge alanlarına tekrar dönmeyi denedi ama bu da başarısız oldu.
İşte bu noktada, İngiltere’deki lordlar tarafından yönlendirilen Amerikan Yahudi Lobisi’ne Hz Musa’nın On Emri sayısınca bazı uyarılarda bulunmakta yarar var.
1. Yahudilere, hiçbir zaman Avrupalılar gibi bakmayan ve koruyan Türk Milleti’ne karşı Ermeni ve Kürt lobilerine soykırım rehberliği yapmayın.
2. Nazi Almanyasının silahlı gücü ve Yahudi soykırımının baş sorumlusu SS artıklarını İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Fransız Lejyonuna alan Fransa’yı ve Yahudi asıllı Sarkozy’i desteklemeyin. Bilin ki, Sarkozy diktatörü tekrar seçilirse bu Fransa’nın çöküşünün ve IV. Alman İmparatorluğu’nun dirilişinin başlangıcı olacaktır.
3. Desteklediğiniz Ermenilerin Drastamat Kanayan komutasında binlerce kişiden oluşan büyük bir SS Ermeni Birliği oluşturduğunu unutmayın. Kırım’da yaptıkları katliamları iyi araştırın. Karaim Türklerinden biraz nasihat alın.
4. Ermeniler ve Kürtler konusunda yaptırdığınız Kaybolan 13. Kabile araştırmalarının, Büyük İsrail hedefine hizmet etmeyeceğini aksine, Ortadoğu’yu Yahudiler için daha yaşanmaz bir ortama sürükleyeceğini iyi düşünün.
5. Sizin de içinde bulunduğunuz Siyasi Siyonizmi kuranların, Theodor Herzl’in ve daha birçok büyük Yahudi düşünürün ırken İsrailOğlu olmadıklarını, Almanya’da katledilenler ve Türkiye’de yaşayanların Türk asıllı Museviler olduklarını ve İsrail dışındaki Musevi çoğunluğun çağdaş bir toplumdan yana olduğunu bir kez daha hatırlayın.
6. Hem çağdaşlık ve laiklik yanlısı olup hem de mevcut aşırı Radikal Yahudilere karşı Radikal İslamcıları desteklemenizin bütün İslam dünyasında ve Ortadoğu’da büyük bir çatışma zemini yarattığını bir kez daha değerlendirin. Hangi ırka dayanırsa dayansın, her dindeki aşırılığın önce kendi içinde yaşadığı toplum için kin, nefret ve düşmanlık unsuru olduğunu iyi bilin. İsrail’deki aşırı dinci yönetimden kurtulmanın birinci yolunun önce Ortadoğu’da bir barış ortamı yaratılmasına dayandığını kabul edin.
7. Yahudilerin sürgünden sonra Kudüs’e ilk dönüşlerini sağlayanların ve Hıristiyanlara karşı sizleri koruyanların Müslümanlar olduğunu hatırlayın ve Kudüs’ü kutsal bir barış şehri yaparak, Batı Şeria’da bir Filistin Devleti kurulmasına destek verin. Şunu iyi bilin ki, Araplar içerisindeki en akılcı ve demokratik toplum Filistinlilerdir ve iyi bir barış anlaşması ile Yahudilere en iyi komşu da onlar olacaktır.
8. Dağlarda ve şehirlerde eşkıyalık yapmakla ve aynı bölgelerde birbirlerini katletmekle övünen Ermeni ve Kürt Eşkıyalara ve terör örgütlerine destek vermeyin. İçinde yaşadığı topluma sürekli ihanet edenler bu alışkanlıklarını hep sürdürürler.
9. İngiltere, Fransa ve Almanya gibi emperyalist ülkelerin en büyük gayesinin sadece ve sadece sömürgecilik olduğunu, Ortaçağ düşüncesini bir türlü terkedemediklerini, ne demokratik felsefenin vatanı İngiltere’nin ne de Rönesans sahibi Fransa’nın gerçek anlamda çağdaş olamadıklarını iyi görün.
10. Kendisine düşman olmayana düşman olmayan, saldırmayana saldırmayan ve tarihin hiçbir döneminde iddia edilen katliamların sorumlusu olmayan Türk milletini küstürmeyin, kendinize düşman etmeyin.

Share

Muharrem ayı ile birlikte Ortadoğu’da, Sünni ve Şii Müslümanlar arasındaki kışkırtmaların artacağını söyleyebiliriz. 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra, Batı tarafından yeni bir savunma stratejisi geliştirildi. Hemen 1 yıl içinde Irak ve İran arasında 8 yıldan fazla süren bir savaşa şahit olduk. Irak’ta bir Sünni Şii çatışması çıkmadı. İran, hem Irak’ta hem de Körfez ülkelerindeki etkinliğini artırdı.
11 Eylül 2001 sonrasında Irak ve Afganistan’a yapılan askeri müdahaleler de uzun vadede başarısızlıkla sonuçlandı.
Irak’ta Sünniler ile Şiiler arasında yıllardır süregelen provokasyonlara rağmen, derin bir mezhep ayrılığı ortaya çıkmadı. Sünni ve Şii gruplar, Batı ile işbirliği yapan Kürtlere ve liberallere karşı işbirliğine gidiyor.
Afganistan’da Taliban’a karşı Tacikleri ve diğer etnik grupları kullanarak yapılan mücadele hala amacına ulaşamadı. Batı, çatışma ortamına dinsel ve etnik gruplar açısından bakarken, Afganistan’daki çoğu gruplar çatışmanın temelinde Hıristiyan çıkarlarının yattığını düşünüyor. Nitekim Afganistan’daki çatışmanın bir yansıması olan Pakistan’da Batı düşmanlığı en yüksek düzeye sahip. Taliban’a karşı olan birçok grup, tercih noktasına geldiğinde Batılı güçlere karşı Taliban’a yardım ediyor. Pakistan, Batı’ya karşı hep Taliban’dan yana tavır aldı ve almaya devam edecek.

Bu stratejinin mimarları ABD ve İngiltere’nin ikiyüzlü politikası, Arap Baharı olarak isimlendirilen iç isyanlarda da ortaya çıkıyor. Tunus, Libya ve Mısır’da Sünni İslamcı örgütlerin isyanlarına verilen destek, Bahreyn ve Yemen’deki Şii muhalefet gruplarına verilmedi. Aksine, stratejinin mali destekçisi Suudi Arabistan kuvvetleri ile bu isyanlar kanlı bir şekilde bastırıldı.

Suriye’de de inatla aynı oyun oynanıyor. Suriye’deki Rusya yanlısı mevcut hükümet, nüfusun % 12’sini oluşturan Şii Nusayri azınlığa mensup. Suriye’nin % 60’ından fazlası ise Sünni gruplardan oluşuyor. Suriye’deki yönetim değişikliğinin tek yolu olarak da Sünni Şii çatışmasından doğacak bir iç savaş görülüyor.
Türkiye’de son on yıldır yürütülen etnik ve dinsel ayrıştırma politikaları da aynı amaca hizmet ediyor: Etnik ve dinsel gruplar arasındaki kin ve nefret duygularını artırmak ve gelecekteki fiziksel bölünmeden önce kültürel bölünmeyi sağlamak.
ABD ve stratejik müttefikleri tarafından önümüzdeki yıllarda İran’a karşı yapılacak büyük bir hava saldırısının Ortadoğu’yu büyük bir yangına çevireceğini herkes tahmin edebilir.
Bu kışkırtma ortamında unutulan bazı devletleri de hatırlatmakta yarar var. İran’ın geçmişteki en büyük müttefiki Almanya, bölgedeki Şii gruplarla gizli ilişkilerini hep sürdürüyor. Birinci Dünya Savaşı’ndan beri hayal ettiği İran ve Mezopotamya hedefinden hala vazgeçmiş değil. Fransa ise, Suriye ve Lübnan için nostaljik hayaller kuruyor.
Bu hedefler ve hayaller arasında, Türkiye’nin Yeni Osmanlı Stratejisi de bir maceradan öteye gitmeyecek. Almanya’nın İngiltere’ye karşı yıllarca destek verdiği Panislamizm ve Pantürkizm politikaları, gerçekçilikten uzaklaşan son Osmanlı yönetimini ve imparatorluğu parçalamıştı. Şimdi, ABD ve İngiltere’nin desteklediği Sünni İslam Birliği politikası da, yine Türk ulus devletini felakete sürükleyecek. Gerçek demokrasi, eşitlik ve insan hakları idealleri emperyalist çıkarlara feda edilecek.

Ancak şunu bilelim ki, tarihte olduğu gibi bugün de Batı’nın her istediği olmayacak. Elbette İran ve Suriye’deki baskıcı rejimler bir gün yıkılacak. Ancak, yıllarca sürecek iç çatışmalar olmadan ve yüz binlerce insan, Müslüman ölmeden…

Share

Mustafa Kemal Atatürk’ün, I. Dünya Savaşı sonunda kalan Anadolu topraklarında kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ve Türk kültürüne dayalı ulus devleti en zor günlerini yaşıyor. Osmanlı’nın yıkılışına sebep olan Etnik ve Mezhep ayrılıkları son on yıldır, ülkemizin en önemli gündemi. ABD ve Avrupa’nın, dünyanın en güzel bölgesi olan Anadolu’yu parçalama planı bir asırdır hiç değişmedi ve aynı aktörler ve yerli işbirlikçiler tarafından amacına ulaştırılmaya çalışılıyor.

Son günlerde, tartışmaya açılan Dersim konusu bu planın belki de son ve en önemli aşamalarından biri. Bilindiği gibi, bölgemizde Irak’ı çöküşe götüren ve çatışmaların hala en büyük temelini oluşturan etnik ve mezhepsel ayrılıklar; İran’da uzun yıllardır desteklenen Azeri Farisi Kürt ayrılıkçılığı; Lübnan’ı parçalayan Hıristiyan Müslüman Dürzi Sünni ve Şii bölgeler biraz dikkatlice incelendiğinde Suriye ve Türkiye için amaçlananlar da çok daha iyi anlaşılacaktır.

Bir dış müdahale olmaksızın çökmesi mümkün olmayan Suriye’deki iktidarın gitmesi için planlanan tek yol yine Etnik ve Mezhep ayrılığına dayalı bir iç savaş. ABD’nin öncelikle Kuzey ve Güney olarak ikiye bölmek istediği Suriye’de, iç içe girmiş bölgeler planı önemli ölçüde aksatıyor. Lazkiye’nin Şii yapısı, Kamışlı’nın Kürt çoğunluğu Kuzey’deki birliği engelliyor. Ancak gruplar arasındaki çatışma ortamını artıracak provokasyonlar devam ediyor. Bu arada, daha önce Irak’ta olduğu gibi Batı tarafından özellikle gözden kaçırılan ve görmezlikten gelinen bir Suriye Türkmen varlığı söz konusu. İktidardaki Nusayri azınlık gibi nüfusun % 10’undan fazlası Türk. Halep, Şam, Kunaytra gibi bölgeler bu açıdan çok hassas noktalar.

Suriye’de Amerikan ve İngiliz gizli servisleri ile doğrudan ilişkili önemli bir Ermeni kesim var. Bunlar eskiden beri mevcut Esad yönetimi ile işbirliği içinde hareket etmişler ve ekonomiden önemli bir pay almışlardı. Şimdi bunlardan bazı genç grupların, Suriye’deki provokasyonları planlamada ABD ve Batı istihbarat örgütleri ile yakın ilişkileri mevcut.

Suriye’deki rejimin bir an önce yıkılması ve onlarca yıldır zulüm gören geniş halk kesimlerinin huzura kavuşması lazım. İşte Batı’nın samimiyetsizliği burada ortaya çıkıyor. Etnik ve Mezhepsel ayrılıkları körükleyerek, daha onlarca yıl sürecek bir ayrılığın ve düşmanlığın temellerini atmanın bölge insanına bir yararı olmayacak. Etnik ve Mezhep ayrılığı gütmeden Suriye’de gerçek bir demokrasinin gelmesi için bütün grupları birleştirmek gerekir. Bunu yaparken de ayrılık unsurları değil, ortak noktalar esas alınmalıdır.

Sırada olan Türkiye’nin durumu da farklı değil. Sürekli ayrılık unsurlarını ön plana çıkarıp tartışma yaratmak sadece ve sadece gaflet ve ihanettir. Dersim’i, Kürtleri ve Alevileri tartışma konusu yapanlar ve kışkırtanlar hep aynı çevrelere hizmet etmektedir. ABD’de Kürt ve Ermeni lobilerini yöneten ve destekleyenler aynı Yahudi finans kuruluşlarıdır. Yahudilerin bir bölümü, kaybolan kabilelerinin Kürtler mi yoksa Ermeniler mi olduğunu tartışıp dururken; Süryaniler, savaş yıllarında kendilerine yönelik katliamlardan Kürtleri sorumlu tutmakta, Tehcir sırasındaki bazı Ermenilerin yine Kürtler tarafından öldürüldüğü konusunda yeni belgeler ortaya çıkmaktadır. Bugün bu tartışmalara öncülük edenlerin birçoğunun, Savaş ve Milli Mücadele yıllarında isyancılara önderlik edenlerin, ya da Tehcir sırasında Kürtlerin arasına karışanların olduğu çok açıktır.

Bu ülke, uzun yıllar etnik ve mezhep ayrılığını düşünmeden barış içinde yaşamış, akrabalık bağları kurmuş ve bir ulus olmuştur. Bu ulusu parçalamanın, ayrılık ve düşmanlığa sürüklemenin hiç kimseye yararı olmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temeli kültürdür. Bu topraklarda yaşayan Türk Milleti etnik ve mezhep ayrılığına değil, tarih ve kültür birliğine dayalı büyük bir ulustur.

Bir asırdır aynı planı uygulamaya çalışan Batılı ülkelerin desteğiyle ayrılık, düşmanlık ve çatışma ortamına hizmet edenleri iyi bilelim. Ülkemizi ve Ortadoğu’yu büyük bir çatışma ve savaş ortamına doğru götürecek büyük provokasyonlara karşı son derece dikkatli olalım. Milli birlik ve beraberliğimizi koruyalım ve bu devleti yaşatalım. Etnik ve Mezhebe dayalı kışkırtmalara meydan vermeyelim.

Share
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes
This site is protected by WP-CopyRightPro